Yılkılar Gibi Özgür Aksın Akçay – Murat KARASALİHOĞLU

Çatalzeytin’in tam 1500 metre üstünde Koru Yaylası vardır. İlçenin neredeyse en yüksek yeridir. Aynı zamanda en saklı kalmış mekânlarından, en hayat dolu ve hayat veren yerlerinden de biridir.

Bu yaylada özgürce dolaşan yılkı atları vardır. Doru atlardır onlar, Koru’yu Koru yapan, yelelerinde rüzgârların şarkı söylediği atlardır onlar.

Gem’leri yoktur, dizginleri, eğerleri yoktur.

Onların tek kırbacı özgürlük tutkusudur bir de kulaklarına şarkılar fısıldayan fırtınalar.

Koru Yaylası hayat verendir, hayat doğuran.

Öyle bir konumda bulunur ki dört bir yanından fışkıran kaynaklar kilometreler sonra Karadeniz’e akan birer ırmak olup çıkar.

Milyon yıllardır özgür akmıştır Koru’nun dereleri ormanlar içinde. Engelsiz kavuşmuştur sevgilisi Karadeniz’e.

Ya şimdi?

Şimdi, canım Küre Dağları’ndan doğup da Karadeniz’e coşan ne kadar dere varsa, Koru’dan doğup da akan Akçay gibi bütün dereler de hırsa, ranta kurban edilip, paraya tutsak edilerek doğanın elinden, köylünün elinden, halkının elinden alınıp kör kuyulara saklanıyor.

İki dere birleşiyor Koru’nun pınarlarından doğup da gelen. Sonra Akçay oluyorlar. Hani bildiğimiz Kastamonu derelerinden. Martla Mayıs ayı coşkulu akar, sonra yağış kesilir, bahçe bostan sulanır, kuyular açılır derken dereden dereciğe buradan da ark suyuna kadar düşen derelerden Akçay da.

Dere boyunca, Karadeniz’e kadar birçok köy birebir bu dereden faydalanıyor. İçme suyundan, bahçesine, kavağına, değirmeninden balığına, eğlencesine kadar. Hala su ile çalışan birçok değirmen var ki sanırım artık unu da bulguru da taş değirmenden yeme şansımız da kalmayacak.

Çünkü şimdi birileri buraya, buncacık suya 14 kilometre çelik kelepçe takacak. Ne dere akacak, ne bahçeye bostana su verilecek ne de kavağa meyveye. Elektrik üretmek için derenin üstündeki su da lazım, arkasından akıp gidecek olan da. Sadece bu 14 km tutsak değil, artık bütün dere tutsak.

İşin daha da vahim yanı var. Nasıl köylüler için Akçay can damarıysa aynı dere Çatalzeytin için de can damarı. Çünkü ilçenin içme suyu bu dere üzerine kurulan iki adet sondajla ve bir de pınardan gelen su ile sağlanıyor.

Peki sen Akçay’ı kesersen ilçenin içme suyu Karadeniz’den mi karşılanacak? O derenin yer altını besleyen su yer üstünden akan su olurken, sen de onu boruya hapsedince, eko sistemi bozunca Çatalzeytinliye ne içireceksin…

Hoş şeyler olmasa da Çatalzeyin’de işler henüz yolun başında. Şimdilik ilçeden bir avuç, köylülerle birlikte bir en azından yüz kişi bu işe karşı. Eminim Loç’da olduğu gibi, Azdavay’da olduğu gibi onlar da seller gibi çoğalacaklar.

Bunun için illa ki mücadelenin bırakılmaması gerekiyor. Yılmadan, bıkmadan, daha çok insana ulaşıp haklılığın, suyun özgürlüğünün, Koru’dan Karadeniz’e isyanın anlatılması gerekiyor.

Çünkü bir kısım köylü ve bir kısım ilçeli haberdar durumdan. HES ne onu bile pek bilmiyorlar. Bilmedikleri gibi daha şimdiden birçok kişinin kulağına altı doldurulmaz, yerine getirilmez vaatler uçurulmuş bile.

“500 kişi çalışacakmış” diyeninden tutun da “dere yatağının altına gömülecekmiş borular, böylece de çevreye zarar verilmeyecekmiş” diyenine kadar.

Kastamonu’nun en büyük işletmesinde bile 500 kişi çalışmazken çoğunda bir elin parmağını geçmeyen personel sayısı ile hangi HES 500 kişiye ekmek verebilir ki? Suyu boruya hapsettikten sonra su ha alttan akmış ha üstten ne fark eder ki?

Çatalzeytin başaracaktır. Akçay yılkılar gibi özgürlüğüne akacaktır. Çünkü doğasının, geleceğinin, suyunun özgürlüklerinin değerini bilen duyarlı insanların memleketi orası. Çünkü Çatalzeytin, işin henüz başında yola koyulan savaşçı insanların memleketi. Çatalzeytin başaracaktır çünkü Koru’dan Karadeniz’e suların özgür aktığı memlekettir.

Murat KARASALİHOĞLU
Kastamonu Gazetesi, 07.06.2010

İlginizi Çekebilir.

Yazarın Diğer Yazıları Editör